23/4/2008 ·

"Yemeklerinizi topluca yiyiniz. Ayrı ayrı yemeyiniz. Şüphesiz ki, bir kişinin yiyeceği 2 kişiye de yeter. İki kişinin yemeği, 5–6 kişiye yeter. Şüphesiz ki, bereket cemaattedir." (Bezzar)

---

Bu hadis-i şerifte mü’minler cemaatleşmeye teşvik edilmektedir.  Yalnızca kendini düşünerek ferdî yaşamaktan, bir nevi kaçındırma vardır. Toplu olmanın, cemaat halinde hareket etmenin sayısız faydalarından biri de, Allah’ın cemaate verdiği yardım ve berekettir.

İnsanlar, tek başlarına duymadıkları bir güç ve kuvveti, yardım ve bereketi, cemaat şuuru, birlik ruhu içinde hareket ederken bulurlar. Bu cihetle cemaatte rahmet de vardır.

Yorum (0)
20/4/2008 ·

Yirmi Saniyede

   Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadı Hazretleri’nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Bir gün:

-Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.

Hazreti Cüneyd:

- Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.

   Şeytan:

- Ey Sultanü’l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.

 Bu sözleri işiten Cüneyd Hazretleri nefretle:

 - Defol mel’un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! Diye bağırdı.

***

İnsanin en zayıf damarı “Sensin!” denilerek, koltuğunun altına girmektir. Nice cahil, günahkar, kendisini alim ve faziletli zannederek bu şekilde İslam’a zarar vermiş, verdirilmiştir. Günümüzün de en tehlikeli hastalıklarından birisi budur

Yorum (1)
14/4/2008 ·

İMANIN  ZAYIFLIĞI  VE  ÇÖZÜM  YOLLARI

İmanın zayıflığının alametleri :
> Günah i
şlemek ve pişman olmamak
> Kat
ı kalpli olmak ve Kur'ân okumak istememek
>
İyi ameller için tembel hissetmek (geç namaz kılmak gibi..)
> Sünnetleri terketmek
> Çok farkl
ı ruh hallerine sahip olmak (genelde huzursuz olmak, çabuk üzülmek gibi..)
> Kur'ân'dan âyetler duyunca pek bir
şeyler hissetmemek (veya meal okuyunca azap ayetlerinde, müjde ayetlerinde hissiz kalmak gibi..)
> Allah'
ı hatırlamakta ve tesbih etmekte zorlanmak
>
İslamiyet aleyhinde bir şeyler yapıldığında rahatsız olmamak
> Makam,
şöhret, para hırsında olmak
> Cimri ve pinti olmak, fakirlere yard
ımda bulunmamak,
> Ba
şkalarına iyi şeyler yapmalarını söyleyip kendisi yapmamak,
> Ba
şkaları için işler iyi gitmediğinde bundan hoşlanmak,
> Bir
şeyin helal veya haram olmasıyla yetinmek, mekruh (şüpheli) olanlardan kaçınmamak,
> Basit gibi görünen amelleri i
şleyenlerle dalga geçmek (cami süpüren, temizlik yapan insanlar gibi..)
> Müslümanlar
ın hazin durumu için üzülmemek,
>
İslamiyet için bir şeyler yapmak şuurunda olmamak,
> S
ırf kavga etmek için insanlarla kavga etmeyi sevmek,
> Dünyevî konularda hemen kendini kapt
ırmak (sadece maddi bir şeyler kaybettiğinde üzülmek gibi..)
> Ba
şkaları hakkında saplantılı, önyargılı olmak..

BURAYA KADAR TAMAM, PEKİ NASIL BUNLARI DÜZELTECEĞİZ ?

- Kur'ân'ı Kerim okumalı ve manası öğrenilmeli. O zaman kalplerimize "Sekine" (Huzur, rahatlık) gelir. Bundan en güzel istifade için Cenab-ı Hakkın kendinizle konuşuyormuş gibi düşünün. Kur'ân'da insanlar farklı kategorilerde tarif edilir, size en uygun olanı bulun.
- Allah'
ın büyüklüğünü düşünün. Her şeyin anahtarı O'nun elindedir. Kâinatta O'nun büyüklüğünü gösteren sonsuz deliller vardır. Her şey onun izniyle olur. Kara bir gecede, kara bir taşın üstündeki kara karıncanın ihtiyacını gözeten O'dur..
- Baz
ı temel bilgileri öğrenmek için bir çaba sarfedin. Mesela güzel abdest almak, doğru temizlik yapmak gibi. Cenab-ı Hakk'ın isimlerini ve kâinattaki tecellilerini öğrenmeye çalışın. Unutmayın, takva sahibi insanlar, bilgisi olan insanlardır. "Allah'dan kulları içinde en çok âlimler korkar" (Âyet-i Kerime meali)
- Cenab-
ı Hakk'ın hatırlandığı topluluklarda bulunmaya çalışın. Buralar meleklerin bulunduğu mekânlardır.
- Güzel amellerimizi artt
ırmalıyız. Bir güzel amel başka güzel bir amele kapı açar. Cenab-ı Hak sadaka veren için kolaylıklar ihsan eder ve iyi amel işlemesini kolaylaştırır. Güzel ameller az da olsa devamlı yapılmalıdır..
- Hayat
ımızın sonunun sefillik içinde geçmesinden korkmalıyız; ölümü hatırlamak lezzetleri tahrib eder.. "Lezzetleri acılaştırıp tahrib eden ölümü çokca zikrediniz." (Hadis-i Şerif meali)
- Ahiretin farkl
ı mertebelerini hatırlayın. Öldüğümüz zamanı, sorguya çekildiğimiz zamanı, sonraki yerimizi..
- Dua edin, Cenab-
ı Hakk'a olan ihtiyacımızı hatırlayarak  alçak gönüllü olun. Bu hayattaki maddi dertleri büyütmeyin.
- Cenab-
ı Hakka olan muhabbetimiz fiillerimize yansımalı. Cenab-ı Hakkın dualarımızı kabul edeceğine inanmalıyız. Yanlış yaptığımızda korkusunu hissetmeliyiz. Gece uyumadan önce geçen günün muhasebesini yapmalıyız..
- Günahlar
ın ve emirlere uymamanın etkilerini düşünmeliyiz- biri güzel ameller işleyip imanı artmış, bizim imanımız kötü ameller yüzünden azalmış. Başımıza felaketler afetler geldiğinde bunlarının birer ikaz, tokat olduğunu da unutmamalıyız..

Kalpler yalnız Allah'ı zikr etmekle tatmîn olur.. {Âyet-i Kerîme meâli}

Yorum (2)
14/4/2008 ·

SALÂVATIN ÖNEMİ

 1 - Peygamber (S.A.V.) Efendimiz buyuruyor ki :
Abdullah b. Amri'bni'l-As (R.A.) rivayet etmiştir. Rasulullah (S.A.V. )'tan işittim, buyurdu ki :
" Her kim,benim üzerime salavat getirirse, Allah Teala bu yüzden  o kimseye on misli mağfiret eder." ( MÜSLİM )
2 - İbn-i  Mes'ud (R.A.) rivayet etmiştir. Resul-u Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur :  " Kıyamet gününde bana halkın en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları, benim üzerime en çok salâvat getirenleridir."
3 - Evs b. Evs (R.A.) rivayet etmiştir. Peygamber (S.A.V. ) ;  " Günlerin en faziletlisi Cuma günüdür. O günde benim üzerime çok salavat getirin, zira sizin salat ve selamlarınız (melekler vasıtasıyla) bana arz olunur. " buyurdu. Ashab :
“ Ya Resulallah ! (S.A.V. ) Getirdiğimiz salavat size nasıl arz olunur, halbuki siz çürümüş bulunacaksınız. ” dediler. Resul-u Ekrem Efendimiz (S.A.V. ) : "Allah Teala Peygamberlerin cesetlerini yeryüzüne haram kılmıştır." cevabını verdi.  (EBU DAVUD )
4 - Ebu Hüreyre (R.A.) rivayet etmiştir. Resul -u Ekrem (S.A.V. ) : “ Yanında ben anıldığım halde üzerime salavat getirmeyen adamın yüzü yere sürtülsün, hakarete uğrasın buyurdu.” (TİRMİZİ)
5 - Ebu Hüreyre (R.A.) rivayet etmiştir. Resul -u Ekrem (S.A.V. ) : " Bana salat-ı  selam getiren kimsenin selamını iade etmek için Allah bana ruhumu iade eder.(Allah,onun selamını bana haber verir)." ( EBU DAVUD )
6 – Hz. Ali (R.A.) rivayet etmiştir. Rasulullah (S.A.V. )  buyurdu ki :  " Cimri adam yanında anıldığım halde bana salat-ü selam getirmeyendir."
7 - Ravilerden Fadale b. Ubeyd (R.A.) şöyle demiştir : “ Allah Resulü,  namazdan sonra Allah'a hamd etmeden , Peygambere salat - ı selam getirmeden (Allah'ım! Beni bağışla) diye dua eden bir adamı duydu. Adamın böyle davranması üzerine  Rasul-u  Ekrem (S.A.V. ) : " O adam acele etti " buyurdu. Sonra adamı çağırdı, ona veya başka birisine : “ Dua etmek istediğiniz zaman, Allah'a hamd-ü sena ile başlayınız, sonra Peygambere salat-ı  selam getiriniz, daha sonra istediğiniz duayı edin." buyurdu. ( EBU DAVUD VE TİRMİZİ )
8 - Ebu Muhammed Ka'b b. Ucre (R.A.) şöyle demiştir : Allah'ın Resulü! (S.A.V. ) Sana nasıl selam vereceğimizi biliyoruz ancak sana nasıl salat ve dua edeceğiz ? " diye sorduk.  O da şöyle dememizi buyurdu : "Allah'ım! Muhammed'e , onun Ehl-i Beytine, İbrahim Peygamber'e verdiğin gibi bereket ihsan eyle. Şüphesiz ki sen hamdedilmeğe layıksın." ( BUHARİ VE MUSLİM )
9 - Ebu Mes’ud el- Bedri (R.A.)  şöyle naklediyor :  Birgün Sa’d b. Ubde’nin meclisinde otururken
Resul- u Ekrem Efendimiz (S.A.V. ) yanımıza geldi. Beşir b. Sa’d :
-  “ Ya Resulallah (S.A.V. ) , Allah- u Teala bize, senin üzerine salat ve selam getirmemizi emir buyurdu. (Bu vecibeyi ifa edebilmek için) Size nasıl salat ve dua edelim ? ” diye sordu. Bunun üzerine Resul- u Ekrem (S.A.V. ) bir müddet sukut etti. Sukutu uzamasından dolayı  keşke Beşir, Peygamber’e sormasa idi, diye temenni bile etmiştik. Sonra Peygamber (S.A.V. ) :
- “Allhümme salli ala Muhammedin ve ala al- i Muhammed, kema salleyte ala ibrahim. Ve barik ala Muhammedin ve ala al- i Muhammed. Kema barekte ala al- i ibrahim. İnneke hamidün mecid., deyiniz. (Yükümlü  olduğunuz) selam da, bildiğiniz (Es- selamü aleyke eyyühe’n- Nebiyyi ve rahmetu’llahi ve berektüh (u) = Selam Sana ey yüce Peygamber, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun.,) kavl- i şerifidir.” buyurdu.  ( MÜSLİM )

10 - Ebü Hümeyd es- Saidi (R.A.) rivayet etmiştir. Ashab :
- -Ya ResuIaIIah! (S.A.V. ) Sana salavatı nasıl getirelim, dediler. Resulallah Efendimiz (S.A.V. ), şöyle deyiniz, buyurdular :
- “Allah’ım! Muhammed’i, zevcelerini ve zürriyetini rahmetinle an (onlara rahmet et), İbrahim’e rahmet ettiğin gibi. Ve Muhammed’i ve zevcelerini ve zürriyetini mübarek kıl, İbrahim’i mübarek kıldığın gibi. Hamd ü sena, büyüklük (izzet) Sana mahsustur.”  ( BUHARİ VE MÜSLİM )

11 - Efendimiz (S.A.V. ) buyurdu : “  Üzerime salâvat getirirseniz Allah da (c.c) sizin üzerinize salavat getirir. ”
12 - Allah Teâlâ (C.C) buyurdu : " Bir defa salâvat getirene Ben ve meleklerim on defa salavat getiririz."
13 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Cuma günü ve geceleri üzerime (100) defa salâvat getirenin Allah Teala (c.c) otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder. ”
14 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Dua ile sema arasında bir engel vardır. Üzerime salâvat getirilince engel açılır, dua yerine ulaşır. ”
15 -  Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Sünnetimi ihya eden, üzerime salâvat getiren, darda kalanlara yardımda bulunanlar kıyamet gününde arşın gölgesinde olacaklardır. ”
16 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu :    Sırat üzerinde kalmış, hurma yaprağı gibi tir tir titreyen bir adam gördüm .O anda üzerime getirdiği salavat-i şerife gelip o durumdan onu kurtardı.  
17 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Meclislerinizi salâvat ile süsleyiniz. ”
18 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Kıyamet günü büyük ecir almak isteyen, üzerime salâvat getirsin. ”
19 - 
Rasulullah (S.A.V. )  buyurdu ki :
“ Cuma günü üzerime (80) kere salâvat getirenin seksen senelik günahı affolunur. ”
20 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Üzerime salavat getirilmeden yapılan hiçbir dua kabul olunmaz. ”
21 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Karşılaşan iki mü 'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır. Üzerime (100) defa salâvat getirene, Allah (c.c.) bin defa rahmet nazari ile bakar. İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim. ”
22 -
Rasulullah (S.A.V. )  buyurdu ki : “
Üzerime bir günde (1000) defa salâvat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez. ”
23 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Cuma günü üzerime (100) defa salâvat-ı şerife getiren kimse kıyamette öyle bir nur ile gelecek ki, eğer o nur bütün mahşer ehline taksim edilse hepsine yeterdi. ”
24 - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Ömrünü boş yere heba eden kişinin kaybettiği zamanı telafi etmesi için salâvat-i şerife ile meşgul olmalıdır. Eğer bütün ömrünü ibadetle geçirmiş olsan sonra bir defa salâvat-ı şerife getirsen, getirdiğin salâvat bütün ibadetlerinden daha ağır gelirdi. Çünkü sen kendi gücün nispetinde salâvat getirmektesin. ”
25 -
Rasulullah (S.A.V. )  buyurdu ki : “
Allah Teâlâ da (C.C) Rububiyyeti hesabıyla senin bir salavatına karşılık sana on salavat getirmektedir. Yani Allah Teâlâ(C.C) sana on defa rahmet nazarıyla bakmaktadır. ”
26 -  Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Allah Teâlâ’nın (C.C) kuluna nazar-ı rahmeti ; insin, cinin ibadetinden daha hayırlıdır. Çünkü Allah(C.C) bir kuluna rahmeti ile nazar edince o kul azaba duçar olmaz. ”
27  - Efendimiz
(S.A.V. )
buyurdu : “ Allah Teâlâ(C.C), perşembe günü ikindi vakti, melekleri salâvat-ı şerife getirenlerin ismini yazmak için yeryüzüne gönderir. Cuma günü ve gecesi salâvat getirmeyi ihmal etmemelidir. ”
28 - Efendimiz
(S.A.V. ) buyurdu : “ Salâvat-ı  şerife dünya ve ahirette insanin derecesini yüceltir. Onu büyük bir nur sahibi kılar. Kazancı en bol bir ticaret kaynağıdır.  

29 - Bir zahid Efendimiz 'i (S.A.V. ) rüyada gördü. Peygamberimiz ona dönüp bakmıyordu bile...

Zahid  :
— Ya Resulallah!
(S.A.V. )  Sen beni tanımıyor musun ? , dedi.
Efendimiz
(S.A.V. )
:
— Tanımıyorum, buyurdular.
— Sen bana dargın mısın ya Resulallah!
(S.A.V. )
, dedi.
Efendimiz
(S.A.V. )
:
— Dargın değilim, buyurdular.

O zaman Zahid :
— Ben filân zahidim, dedi.
Resulallah
(S.A.V. ) :
— Ben seni tanımıyorum, buyurdu.
Zahid :
— Ya Resulallah!
(S.A.V. )
Ben ulemadan ( âlimlerden ) işittim; buyururlar ki, Nebi ümmetini ,  ana - babanın evlâtlarını tanıması gibi bilir, derlerdi.
Peygamber Efendimiz
(S.A.V. )
:
— Ulema doğru söyledi. Nebi ümmetini ana-babadan daha iyi bilir  lâkin Nebi’ye salâvat okuyan ümmetini bilir, buyurdu.

Yorum (0)
8/4/2008 ·

Ebû Hureyre anlatıyor

(Radiyallahu Anh) :

Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselam bir gün :

– Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, dedi.

– Kimin burnu sürtülsün ? diye sorulunca , şu açıklamayı yaptı :

– Ana-babasından her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde, onlara (saygı ve hizmetle) rızalarını alarak Cennet’e giremeyenin...

(Müslim/Bir 45)

---

Yaşlı ana-babaya hürmet ve hizmetin, çocuğa cennet yolunu açtığı gibi; onları rencide edip gönüllerini kırmanın da cennetten mahrumiyete sebep olduğu anlaşılmaktadır.

Resulullah.org

Yorum (1)

« Önceki :: Sonraki »

Glitter Graphics


Glitter Graphics


Glitter Graphics